İstanbul’un akmayan çeşmeleri, İstanbul’un harap edilen çeşmeleri

İstanbul’un akmayan ve her gün biraz daha harap edilen çeşmeleri konuyla ilgili yetkilileri hiç rahatsız etmede de, şehir, özellikle de tarihi şehir kültürü alarak büyümüş şehirliler için şehrin en önemli sorunlarından biri.

Çeşmelerin dünyada 2, Osmanlı kültüründe ise 3 görevi vardır. İlkil görevleri bölgeye su sağlamaktır. Çeşmenin ikincil görevi ise şehir mobilyası olarak onu inşa eden kültürün estetik gelişmişliğinin mesajını iletmektir.

2. Wilhelm’in herhangi bir şey yerine Alman Çeşmesi’ni hediye edişinin altında, bu iki görevden çok 3. görev sebebiyle elde edilecek sempati vardır. Çok akıllıca düşünülmüş, Avrupa’da gelişen sosyoloji araştırmalarının Osmanlı İmparatorluğuna uygulanması sonucu verilmesi kararlaştırılmış bir hediyedir bu çeşme.

Osmanlıda çeşmeye verilen üçüncü görev sevap toplamaktır. Çeşmeler, sıcak yaz günlerinde hararetten yanarken su içip serinleyenlerin hayır duasını alıp, yaptıran adına iletmekle görevlidir. Susayana su sunmak öyle değerliydi ki su kültürüyle yoğrulmuş Osmanlıda, bu yüzden zenginler yazın parasını vererek bedava su dağıttırırlardı sakalara. Kısacası su, sevapla hiç bir toplumda olmadığı kadar iç içeydi Osmanlı toplumunda.

İslam dinini bilen ve Osmanlı kültürünü tanıyan biri, her çeşmenin birisine ait bir sevap kapısı olduğunu da bilir. Bir çeşmeyi kuruttuğunuz anda onun sevabını kesersiniz ve kul hakkına tecavüz etmiş olursunuz. Hele de ortada bir kamusal yarar yoksa o kişi sizden alacaklı duruma düşer.

Çeşmelerin diğer bir özelliği de sadece insanlara yararlı olmayışlarıdır. İnsanların yanında bir çok hayvan ve yakındaki ağaç vb. bitkiler de çeşmenin suyuyla hayat bulurlar. Onları yok edenler, insanların ve hayvanların ve kültürün yarınlarından çalanlardır. Bugün “susuz kalan hayvanlar için kapınızın önüne bir tas su koyun” kampanyaları yapılıyorsa bunun sebebi yok edilen çeşmelerdir.

Kurutulan çeşmeler için uygar bir ülkede kamu davası açıp, kazanabilirsiniz. Çünkü kamusal yarar sağlayan bir hizmet onayınız ya da topluluk onayı alınmadan yok edilmiştir.

Gelelim beni neden başka şeylerden çok daha fazla ilgilendirdiğine. Su, İstanbul kültürünün en önemli parçalarından biri olmanın yanında damak tadını değiştiren en önemli etkenlerin de başında gelir. İstanbul su bakımından kıtlık yaşayan bir şehir olsa da, lezzet bakımından emsalsiz suları vardı. Sakalar bu ünlü suları şehrin bir noktasından başka noktalarına ulaştırırdı. Kendi başına tadına doyulmaz bir lezzet olmanın yanı sıra kahvenin, şerbetin de tadına tat katan bu sular içilenin lezzetini vazgeçilmez hale getirirdi.

Nelerdi İstanbul’un ünlü suları? Beyoğlu’na kravatla çıkanları bilmememe rağmen, bu suları ben de hatırlıyorum çünkü rahmetli dedem lezzetli suya çok meraklı bir İstanbulluydu. Bu sulardan en önemlisi 2. Abdülhamid’in masraflarını cebinden karşılayarak yaptırdığı Hamidiye çeşmeleri idi. Diğer sulardan hatırladıklarımı (annem ve teyzemin hatırladıklarını) yazacağım. Yerlerinde belki hata olabilir ama isimleri net.

Taşdelen, Kayışdağı (Göztepe ve Sahrayı Cedit), Çırçır (Sarıyer), Karakulak (Beykoz), Kocataş (Sarıyer’e giderken), Kaymak donduran (Beykoz), Çubuklu (Çubuklu). Bunlar dedemin tercihleriydi. Başkaları da vardı tabi. Dertli pınar, Kanlıkavak, Kestane, Hönkür, Tomruk, Sultan, Kefeli, Kese, Alemdağ, Mütevelli, Küçük Çamlıca ve Şeker suyu da ilk araştırdığımda bulduklarım arasında. Şu anda bunlardan kaçı sağ, bilmiyorum.

Haklı gibi gözüken ama aslında haksız olan bir itiraz var. Bu sular su yolları üzerine yapılan yapılar tarafından kesildi, yok edildi; Tamam, ama bunun sorumlusu yine belediyeler değil mi? Bu su yollarının haritası yok diyelim, çıkartılamaz mıydı? Hadi diyelim yok, çıkartılmamış, çıkartılıp yeniden boru döşemek çok mu imkansızdı? İstanbul’un tarihi çeşmelerine orijinal sularını getirmek kaç yıllık lale harcamasına denk gelir? Bir? İki? Üç? Yoksa lale, kültürümüzde “hayat veren lezzetli su”dan daha mı önemlidir de biz bilmiyoruz? Hadi çıkartılamaz, imkansız vs vs. bittiler, gittiler diyelim. Bir musluk suyu da bağlanamaz mı? İçilmesinden de geçtim, etrafa serinlik veren, insana değilse bile habitata ve estetiğe hayat veren bu çeşmelere kuyu ya da artezyenden su sağlanamaz mı?

İstanbul’un çeşmeleri ağır ağır her şeylerini kaybetmeye başladılar. Önce suları kesildi, daha sonra da temizleme bahanesiyle üzerindeki tarih varlığı yok edilmeye başlandı. Kumla yapılan temizleme sonucu yüzyılları aşmış çeşmelerin figürlerindeki detaylar siliniyor, sıradan bir mermer plaka haline dönüşmeye başlıyor. Bir takipçimin dediği gibi, “Yurt dışında olsa böylesi kültür varlıklarını yalayarak temizlerler”. Hoyrat, nobran, liyakatsiz ellere “neden teslim edildiği bilinmeyen” restorasyon çalışması ise şunun benzeri sonuçlar çıkartıyor.

 Bu eserler hiç ellenmediği için yüzyılları sapasağlam aştılar ama  gerçekleştirilen restorasyonlar sayesinde elde rölöve yoksa artık bir daha geri dönmeyecek şekilde kaybedildiler.

Tamamen benzersiz olan bu çeşmeler, gittiklerinde aynısını inşa ettirmek isteseniz bile yapacak usta bulamayacağınız şaheserler. Bir uygarlık yarattığınızın, bir uygarlığın devamı olduğunuzun maddi delilleri.

Acaba bu temizliğin sorumlusu kim? Ben şahsen bunu görüp o şirketin bu işe devam etmesine onay veren amiri bilmek isterdim. Kontrolörü de. İhalenin hangi şirkete verildiğini, nasıl alındığını vs merak etmiyorum, tahmin edebiliyorum zaten de, beni ilgilendiren rant yıkımlarını atlatıp bugüne kadar yaşamayı başarmış bu muhteşem güzelliklerin artık dönmeyecek biçimde gitmesi.

Bu mükemmel temizlenmelerden geçmiş ya da geçmemiş ama var olma sebebi suyu kesilen şehrin utancı çeşmelerin resimlerini

İstanbul’un akmayan çeşmeleri, İstanbul’un kuru çeşmeleri

yayınlamaya başladım. Siz de yakınlarınızdaki ya da rastladığınız çeşmelerin fotoğraflarını ya twitterda @kuzubudu hesabına DM ile ya da haskuzubudu@gmail.com adresine elektronik posta ile gönderebilirseniz adınızla yayınlamak bana keyif verir. Kimbilir, belki de el ele, sosyal medyanın da yardımıyla #İstanbulunÇeşmeleriAksın kampanyası başlatıp bu ata yadigarı kültür değerlerimizi kurtarabiliriz.

Kutsi AKILLI

 

Bir Yorum Yazın