Sakalar ve Sucular

Galata Köprüsünde su satan çocuklar (1917)

Sakalar ve Sucular, damak tadının adı pek anılmayan neferleridir. Osmanlı’nın ağzının tadını bilen kesimi, “iyi” suya her zaman büyük önem vermiştir. Lezzetli olarak sınıflanan sular her zaman revaçta olmuş, kıymetleri bilinmiştir.

19. yüzyılın sonlarından bir su satıcısı

Sucular insanlara, sakalar evlere ve işyerlerine …

Yakan yaz günlerinde, sırtlarındaki suluklarını “lezzetli” tabir edilen sulardan dolduran, içine buz atıp, gereğinde ağaç dallarıyla güneşten koruyarak soğuk kalmasını sağlayan sucular, her zaman şehrin vazgeçilmezleri olmuştur. Genelde bardaklarını, su sunarken altına koydukları tabağa vurarak geldiklerini belli ederdi sucular. Bağırışlarının arasına bardak ve altlıkla ritm atar, seslenişlerini ahenkli bir hale getirirlerdi.

1920’lerde Karaköy’de bir su satıcısı

Su, içine girdiği her şeyin tadını da farklılaştırdığı için özellikle kahve, şerbet gibi keyif getiricilerin yapımında kullanılan sular her zaman büyük önem taşımıştır. Bu yüzden bazı dükkan sahiplerinin uzak çeşmelerden su taşımak için kendilerine saka tuttukları rivayet edilir.

Çeşmeden kırbalarını dolduran sakalar (1900’ler)

Makbul olarak nitelenen suya sahip çeşmelerden alınan sular, şehrin her tarafında alıcıların ayağına götürülmüş, bu işi yapan sakalar hayatlarını “sudan” kazanmıştır. Deriden yapılmış, ağzı dar, alt tarafı geniş kırbalar, at, eşek üstünde ya da sırtta gezmiştir bütün şehri.

Çeşmeden su alan sakalar (1880)

Zaman zaman şehirden şehre bile taşınan namlı sular İstanbul’da her zaman alıcı bulmuştur. Zaman zaman Diyarbakır gibi döneme göre uzak vilayetlerden bile su getirilmiştir.

Her ne kadar İstanbul’da şehir suyu 80’li yılların sonlarına kadar içildiyse de, ne sakalar ne de sucular kaybolmamıştı. Çünkü gelen klorlu su, özellikle damak tadına önem verenlerin isteklerini karşılayamıyordu.

Adada bir stüdyoda çekilmiş olabilir
Adalarda çekildiği sanılan bir fotoğrafta sakalar

Pet şişe teknolojisinin ortaya çıkmasıyla bu iki grup yavaş yavaş hayatımızdan çıktılar. Lezzetli sular hem de hijyenik olarak iki adım ötedeki bakkalda bulunmaya başladı. Onlar da şerbetçiler gibi nostaljik bir renk olarak fotoğraflardaki yerlerini aldılar.

 

Bir Yorum Yazın